Arka plan
Şırnak'ın Cizre ilçesi, 1990'lı yıllarda güneydoğudaki silahlı çatışmaların ve olağanüstü hal uygulamalarının en yoğun yaşandığı yerlerden biriydi. O yıllarda ilçede çok sayıda kişi gözaltına alındıktan sonra kayboldu ya da ölü bulundu; olaylar çoğunlukla 'faili meçhul' olarak kayda geçti. Aileler, korku ve olağanüstü hal koşulları nedeniyle uzun süre resmî başvuru yapamadıklarını anlattı.
Dava dosyalarına göre 1993-1995 arasında yaklaşık yirmi kişinin yasa dışı biçimde gözaltına alınıp öldürüldüğü ya da kaybedildiği ileri sürüldü. Bu sayı kaynaklara göre değişiyor: bazı haberler 20, bazıları 21 kişiden söz ediyor.
İddialar
İddianameye göre ilçede, jandarma komutanının yönlendirdiği gayriresmî bir ekip çalışıyordu. Ekibin, itirafçı olarak anılan eski PKK üyelerinden ve güvenilir kabul edilen uzman çavuşlardan oluştuğu; plakasız araçlar ve takma adlar kullandığı öne sürüldü. Bu anlatımlar, dosyadaki bazı tanık beyanlarına dayanıyordu.
Aileler, yakınlarının gözaltına alındıktan sonra bir daha görülmediğini söyledi. Bazı olaylarda cesetler kuru bir dere yatağı gibi kırsal alanlarda bulundu; bazı kişilerin akıbeti ise hiç öğrenilemedi.
Soruşturma ve yargı süreci
Dava 2009'da Diyarbakır'da açıldı. Sanıklar arasında Cizre ilçe jandarma komutanlığı yapmış emekli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ ve dört-beş kişi daha vardı; toplam sekiz sanık, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma', 'adam öldürmeye azmettirme' ve 'adam öldürme' suçlamalarıyla yargılandı. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından dosya Şırnak'a, sonrasında güvenlik gerekçesiyle Eskişehir'e gönderildi. Temizöz yaklaşık beş yıl tutuklu kaldı, ardından tahliye edildi.
Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 5 Kasım 2015'te sekiz sanığın tamamının beraatine karar verdi. Mağdur yakınları kararı temyiz etti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25 Kasım 2021'de beraat kararlarını 3'e 2 oyla onadı ve yargılama bitti. Karşı oy kullanan iki üye, sanıkların mahkûm edilmesi gerektiğini savundu. Üyelerden biri, ihbarların geç yapılmasının korku ve olağanüstü hal koşullarıyla açıklanabileceğini yazdı; diğeri ise gizli tanıkların beyanlarının birbiriyle ve maddi delillerle uyumlu olduğunu belirtti. Gizli tanıklar sonradan ifadelerini geri çekmişti.
Bugün
Karar kesinleştiği için sanıklar hukuken beraat etmiş durumda; hiç kimse bu olaylardan mahkûm edilmedi. Dava, Türkiye'de 1990'lardaki zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetlere ilişkin yargılamaların en bilinen örneklerinden biri olarak anılıyor. Aileler ve hukuk örgütleri olayların aydınlatılması çağrısını sürdürüyor.
Kararlar, ailelerin adalet arayışının hukuki yolla sonuçlanmadığı bir dosya olarak kayıtlara geçti.
Bu nedenle olayların hukuki sorumluluğu bugüne kadar belirlenemedi ve dosya kamuoyu belleğinde çözülmemiş bir dava olarak yer almaya devam ediyor.