Arka plan
İzzet Kezer, 6 Mart 1954'te doğdu. Ankara Basın Yayın Yüksekokulu mezunuydu ve gazetecilik kariyerine Günaydın gazetesinde başladı. Öldürüldüğü sırada Sabah gazetesinin Ankara bürosunda foto muhabiri olarak çalışıyordu; İmran Kezer ile evliydi ve meslektaşlarının anlatımına göre evliliği yeniydi. Mesleği nedeniyle sık sık olay yerlerinde bulunan, çalışma arkadaşları tarafından özverili biri olarak anıldı.
Mart 1992'nin başında meslektaşı Uğur Şevkat ile Erzincan'daki depremi izlemişti. Ankara'ya dönmek yerine karayoluyla Cizre'ye geçtiler; çünkü Nevruz kutlamalarını izlemek istiyorlardı. Ankara'dan, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in gezisini izlemesi istendiğinde Kezer, Cizre'de kalmak istediği için bunu reddetti.
Olay
Kezer, 21 Mart 1992'deki Nevruz kutlamalarını izlemek için Şırnak'ın Cizre ilçesindeydi. Kutlamalar sırasında çıkan olaylarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. 23 Mart'ta resmen ilan edilmemiş olsa da fiilî bir sokağa çıkma yasağı sürüyordu. O gün aralarında Şevkat'ın da bulunduğu yaklaşık on gazeteci, bir çocuğun çığlığını ya da yakındaki mahalleden gelen sesleri duyunca Kadıoğlu Otel'den çıktı ve ateş altında kaldı. Gazeteciler bir eve sığındı.
Kezer, Şevkat'ın çıktığını öğrenince 'Bensiz olur mu? Tek bırakmam Uğur'u' diyerek başka bir grupla onlara katıldı. Gazeteciler üç beyaz bayrakla evden çıktığında yoğun ateş yeniden başladı ve Kezer başından vurularak hayatını kaybetti; 38 yaşındaydı. Yaklaşık yarım saat boyunca sürmekte olan silah sesleri nedeniyle kimse ona ulaşamadı; daha sonra bir zırhlı araç onu oradan uzaklaştırdı.
Tanıklar ve soruşturma
Gazeteci Faruk Balıkçı atışların güvenlik güçlerine ait bir kaynaktan geldiğini söyledi; sokakta başka kimsenin bulunmadığını vurguladı. Şevkat ise atışların nereden geldiğini görmediğini belirtti. Gazeteci Erbil Tuşalp, kıstırılan meslektaşlarına ulaşılabilmesi için ellerini kaldırarak bir askerî aracın önüne çıktı. Bir Alman televizyon ekibi günün tek görüntülerini kaydetti.
Bir savcı otelde Balıkçı'nın ifadesini aldı; Şevkat ise hiç çağrılmadı. Dosya, kurşun bulunamadığı gerekçesiyle faili meçhul olarak kaldı. Başbakan Demirel 28 Mart 1992'de olayın soruşturulacağını söyledi; ancak 15 Ağustos 1992 tarihli bir Milliyet haberine göre öldürülen bazı gazetecilerin gerçekte gazeteci değil 'militan' olduğunu öne sürdü.
Bugün
İzzet Kezer'in ölümüyle ilgili hiç kimse yargılanmadı ve ateşi kimin açtığı hukuken belirlenmedi. Cenaze töreni Kocatepe'de yapıldı ve hükümetten çok sayıda yetkili katıldı. Çağdaş Gazeteciler Derneği, ölümünü konu alan 'İzzet Kezer Gazetecinin Ölümü' adlı belgeseli hazırladı. Gazeteci örgütleri her yıl mart ayında onu anıyor ve cezasızlığa dikkat çekiyor.
Ölümü, Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarında 1990'ların başındaki gazeteci ölümleri arasında anılıyor.