Arka plan
Ahmet Çakıcı, Diyarbakır'ın Hazro ilçesine bağlı Çitlibahçe (Helhel) köyünde yaşayan, yedi çocuk babası ve çiftçilik yapan 37 yaşında bir adamdı. 1993 sonbaharında Güneydoğu'da köylere yönelik güvenlik operasyonları sıklaşmıştı; bu dönemde birçok kişi gözaltına alındıktan sonra kayboldu. Çakıcı'nın durumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Büyük Dairesi tarafından karara bağlanan önemli zorla kaybetme davalarından biri oldu.
Olay
Ahmet Çakıcı, 8 Kasım 1993'te köyde yapılan operasyon sırasında ailesinin ve komşularının gözü önünde askerler tarafından gözaltına alındı. Tanıkların anlatımlarına göre önce Hazro'ya, ardından Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü; 1994 başında ise Kavaklıboğaz'da bulunduğu ileri sürüldü. Çakıcı ile aynı yerde tutulan bir tanık, onun orada kötü muameleye maruz kaldığını anlattı.
Yetkililer, Çakıcı'nın hiç gözaltına alınmadığını söyledi. Resmî kayıtlarda adı yer almadı. Hükûmet, Çakıcı'nın daha sonra yapılan bir çatışmada ölen bir militan olduğunu ileri sürdü; Mahkeme bu açıklamayı kanıtlarla desteklenmiş bulmadı.
Yargı süreci
Ailesi, yurt içi yollardan sonuç alamayınca Strazburg'a başvurdu; başvuruyu Ahmet'in kardeşi İzzet Çakıcı kendi adına ve kardeşi adına yaptı. 8 Temmuz 1999'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Çakıcı'nın güvenlik güçlerince gözaltına alındıktan sonra öldüğünün kabul edilebileceğine karar verdi. Mahkeme, yaşam hakkına (Madde 2), kötü muamele yasağına (Madde 3), özgürlük hakkına (Madde 5) ve etkili başvuru hakkına (Madde 13) ilişkin ihlaller tespit etti. Madde 3 ihlali, Ahmet'in gözaltındaki muamelesiyle ilgiliydi; Mahkeme, kaybolan kişinin her yakınının otomatik olarak bu maddeden mağdur sayılamayacağını da belirtti.
Bugüne dek hiçbir soruşturma ya da yargılama sonuçlanmadı; Çakıcı hâlâ kayıp.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu tür davalarda kaybolan kişinin cenazesi bulunmasa bile, kişinin devlet görevlilerinin elinde olduğu ve ardından hiçbir haber alınamadığı durumda, yetkililerin makul bir açıklama getirmemesini ölüm karinesinin dayanaklarından biri sayıyor. Aynı kararlarda devlete, kayıp iddialarını hızlı ve etkili biçimde soruşturma yükümlülüğü de hatırlatılıyor. Bu ilke, 1990'lardaki Güneydoğu'da yaşanan kayıp dosyalarının hukuki çerçevesini belirleyen temel referanslardan biri hâline geldi.
Bugün
Çakıcı/Türkiye kararı, zorla kaybetmelerde ölümün dolaylı delillerle tespit edilebileceğini gösteren emsal kararlar arasında yer alıyor. Dosya, kayıp yakınlarının gerçeği öğrenme ve sorumluların yargılanması talebinin, aradan otuz yıl geçmesine rağmen karşılanmadığı örneklerden biri.
Çakıcı ailesi için dava, Çitlibahçe köyünde yaşananların resmen kayıt altına alındığı nadir örneklerden biri oldu; ancak sorumluların yargılanması ve cenazenin bulunması talebi yanıtsız kalmaya devam ediyor.