Arka plan
Tahir Elçi, Diyarbakır Barosu'nun başkanıydı ve insan hakları alanında uzun yıllar çalışmış bir avukattı. Kürt sorunu kapsamında yaşanan hak ihlalleriyle ilgili davalarda yer aldı, barışçıl bir çözümün ve çatışmasızlığın destekçisi olarak biliniyordu.
2015'in ikinci yarısında güneydoğuda güvenlik güçleri ile PKK arasındaki barış süreci sona ermiş, çeşitli ilçelerde çatışmalar ve sokağa çıkma yasakları yaşanmaya başlamıştı. Elçi bu süreçte çatışmasızlık çağrıları yapıyordu.
Baro başkanı olarak mesleki dayanışma ve hukukun üstünlüğü konusunda açıklamalar yaptı; kentteki hukukçular arasında saygın bir isim olarak biliniyordu.
Olay
28 Kasım 2015'te Elçi, Diyarbakır'ın tarihî Sur ilçesinde bulunan Dört Ayaklı Minare'nin önünde basın açıklaması yaparken başından vurularak öldürüldü. Aynı sırada çıkan silahlı çatışmada iki polis memuru da hayatını kaybetti.
Açıklamanın amacı, Sur'daki tarihî yapıların zarar görmesine dikkat çekmek ve çatışmaların durdurulmasını istemekti. Olay, ülke içinde ve dışında geniş bir yankı uyandırdı.
Olay anına ilişkin kamera görüntüleri bulunmakla birlikte kayıttaki kesintiler ve çekimlerin yetersizliği, hangi silahın hangi anda ateşlendiğine ilişkin tartışmaların sürmesine yol açtı. Elçi'nin kardeşi, kayıttaki saniyelik bir boşluğa dikkat çekti.
Soruşturma ve yargı süreci
Uzun bir soruşturmanın ardından Elçi'nin ölümüne ilişkin olarak üç polis memuru hakkında 'bilinçli taksirle öldürme' suçlamasıyla dava açıldı. Aile ve avukatları, kurşunun kimden çıktığının kesin olarak belirlenemediğini, kamera kayıtlarında eksiklikler bulunduğunu dile getirdi. Bağımsız bilirkişi raporları üç polis memurunu en olası şüpheliler olarak gösterse de mahkeme güçlü şüphenin mahkûmiyet için yeterli olmadığı sonucuna vardı.
12 Haziran 2024'te Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi üç polis memurunu delil yetersizliği nedeniyle beraat ettirdi. Aile ve baro karara itiraz etti; sonraki aşamada istinaf mahkemesi beraat kararını onadı. Avukatlar Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını açıkladı. İki polis memurunun öldürülmesiyle ilgili olarak firari bir sanık ise ayrıca yargılanıyor.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, kararın ardından Türkiye'de cezasızlık sorununa dikkat çeken açıklamalar yayımladı. Aile ise olayın aydınlatılması için hukuki yolları kullanmaya devam edeceğini duyurdu.
Bugün
Tahir Elçi her yıl 28 Kasım'da Diyarbakır'da ve çeşitli kentlerde anılıyor. Ölümü, Türkiye'de hukukçuların güvenliği ve insan hakları savunucularının korunması tartışmalarında sıkça hatırlanıyor; aile ve baro, soruşturmanın tam anlamıyla aydınlatılması için çağrılarını sürdürüyor.
Dava dosyasındaki eksikliklere ilişkin tartışma, Türkiye'de olay yeri inceleme usulleri ve delil toplama süreçleri konusunda da kamuoyunda soru işaretleri yarattı.
Elçi'nin ölümünün ardından Diyarbakır Barosu ve meslek örgütleri, olayın ayrıntılı ve bağımsız biçimde soruşturulmasını talep eden açıklamalar yaptı.