Arka plan
Nazım Babaoğlu, 1990'ların başında Özgür Gündem gazetesinin Şanlıurfa bürosunda çalışan genç bir muhabirdi. Bianet gibi kaynaklara göre 19 yaşındaydı; doğum yılı kaynaklarda 1974 ya da 1975 olarak geçiyor. O yıllarda Güneydoğu'da gazetecilik, çatışma ortamı nedeniyle ağır riskler taşıyordu ve çok sayıda gazeteci, yayın çalışanı ve dağıtıcı saldırıya uğradı ya da kayboldu.
Özgür Gündem, o dönemde Kürt sorununu ve bölgedeki hak ihlallerini haberleştiren bir gazeteydi ve çalışanları sık sık tehditlere maruz kalıyordu. Babaoğlu da bu ortamda sahada haber yapan gençlerden biriydi.
Olay
Babaoğlu, 12 Mart 1994'te bir haber için Şanlıurfa'nın Siverek ilçesine gitti ve bir daha haber alınamadı. Basında ve insan hakları örgütlerinin aktardığı bilgilere göre bir yerel gazeteci gazetenin Urfa bürosunu arayarak köy korucularına ilişkin önemli bir haber olduğunu söylemiş ve muhabir istemişti; ilgili kişi sonradan bu aramayı yaptığını reddetti. Tanık anlatımlarına göre Babaoğlu Siverek'te bir iş yerinden alınarak bir araca bindirildi. Bu anlatımlar yargı kararıyla doğrulanmış değildir.
Ailesi ve meslektaşları, onun akıbetini öğrenmek için yıllarca başvuru yaptı. Gazeteciler ve kayıp yakınları, Babaoğlu'nu her yıl 1990'larda kaybedilenler arasında anıyor. Genç yaşta, ilk yıllarını yaşadığı mesleğinde kaybolması, olayı basın çevrelerinde özellikle acı bir örnek hâline getirdi.
Soruşturma ve yargı süreci
Dosya 1994'ün Ekim ayında faili bulunamadığı gerekçesiyle kapatıldı. Sonraki yıllarda dosya yeniden gündeme geldi. 2011'de bir cezaevi hükümlüsünün Urfa Barosu'na gönderdiği faksta Babaoğlu'nun kaçırılıp öldürüldüğü iddia edildi; bu iddia yargı yoluyla kanıtlanmış değildir. 2021'de dosyaya kısıtlama kararı getirildi. Mart 2024'te dosyanın zamanaşımına ulaştığı bildirildi. Aile, soruşturmanın etkili biçimde yürütülmediğini savunarak Anayasa Mahkemesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu; son aktarımlara göre başvuru Strazburg'da bekliyor. Babaoğlu'nun cenazesi hâlâ bulunamadı.
Süreç boyunca ailenin en temel talebi değişmedi: Nazım'ın başına ne geldiğinin ve kimlerin sorumlu olduğunun resmî bir soruşturmayla ortaya konması. Zamanaşımı gibi usul engelleri, bu talebin karşılanmasını zorlaştıran başlıca unsurlar olarak gösteriliyor.
Bugün
Babaoğlu'nun akıbetini soran kayıp yakınları ve basın meslek örgütleri her yıl onu anıyor. Dosya, basın özgürlüğü ve zorla kaybetmelerde cezasızlık tartışmalarının sık anılan örneklerinden biri. Ailesi mezar yerinin açıklanmasını ve etkili bir soruşturma yürütülmesini talep ediyor. Aradan geçen otuz yılı aşkın sürede kaybın açıklığa kavuşmaması, aile için sürekli bir yaslı bekleyiş anlamına geliyor.
Kaybı, Türkiye'de zorla kaybetmelere ilişkin belgelenmiş vakalar arasında gazetecilerin hedef alındığı sayılı örneklerden biri olarak anılıyor.