Arka plan
2000'in başında İstanbul'da, çöp kutularına ve sahil şeritlerine bırakılmış poşetlerde insan bacaklarının bulunmasıyla başlayan olaylar dizisi, Türkiye'nin en uzun süre konuşulan çözülmemiş dosyalarından biri oldu. Basın bu vakayı kısaca «kesik bacak cinayetleri» diye andı. Bulguların hiçbirinde kalıntıların geri kalan bölümüne ulaşılamadı; bu yüzden olayın ne zaman, nerede ve kime karşı işlendiği bugün de netleşmiş değil.
Yalnızca bacakların bulunması, ölümlerin gerçekten cinayet olup olmadığı sorusunu da açık bıraktı. Dönemin emniyet yetkilileri, bunların bir tıp kurumundan atılmış kalıntılar olabileceği ihtimalini de tümüyle dışlamadı. Yine de bulguların bir düzen içinde ortaya çıkması, olayın tek bir kişi ya da çevrenin eseri olabileceği yönünde kamuoyunda güçlü bir kanaat doğurdu.
Olay
Gazete kayıtlarına göre ilk bacak 8 Ocak 2000'de Mısır Çarşısı arkasında, kâğıt toplayan bir kişi tarafından fark edildi. 19 Mayıs 2000'de Eminönü vapur iskelesi yakınında kıyıya vurmuş bir bacak bulundu; tuzlu suda kaldığı için kesilme zamanı belirlenemedi. 7 Aralık 2000'de Eyüp'te lise öğrencileri genç bir kadına ait bir bacak buldu. Mart 2001'de Haliç çevresinde aynı gün iki ayrı bacak daha ortaya çıktı; bunlardan biri bir erkeğe, biri bir kadına aitti. Haberlerde Beyoğlu'nda ve Maltepe sahilinde de benzer buluntular anıldı.
Toplamda sekiz ayrı kişiye ait kalıntıdan söz edilir; bunların yedisinin kadınlara, birinin bir erkeğe ait olduğu belirtilir. Kaynaklar sayı konusunda birbirinden farklı rakamlar verir. Bacakların özenle kesilmiş ve bakımlı olduğu, kadınlara ait olanların genç yaşta kişilere ait göründüğü basında yer aldı. Kimliklendirilebilen tek kişinin 17 yaşında bir genç kız olduğu bildirilir; bu kişiye dair başka ayrıntıya burada yer verilmiyor.
Soruşturma
İstanbul Emniyeti bünyesinde, 2002 başlarında basına yansıdığı üzere, on iki kişilik özel bir ekip kuruldu. Ekip, kayıp ihbarlarını taradı, buluntu yerlerini inceledi ve Adli Tıp'ın genetik analizlerinden yararlandı. Ancak o dönemde ülkede kapsamlı bir DNA veri bankasının bulunmaması, kimliklendirmeyi büyük ölçüde güçleştirdi. Kalıntıların geri kalanı bulunamadığı için ölüm nedeni de belirlenemedi.
Soruşturma boyunca hiçbir şüpheli kamuoyuna açıklanmadı; kimse hakkında dava açılmadı. Bu nedenle ortada hukuken suçlu ilan edilmiş ya da yargılanmış bir kişi yoktur ve olayla ilişkilendirilebilecek herhangi bir isim anılmamalıdır.
Bugün
Dosya hiçbir zaman çözülemedi. Kaynaklara göre suçların zamanaşımı süresi 2021 civarında dolmuş durumda. Vaka, Türkiye'de seri cinayet tartışmalarının sık anılan örneklerinden biri olmayı sürdürüyor; ancak resmî makamlar bu cinayetlerin tek bir faile ait olduğunu hiçbir zaman kesin biçimde açıklamadı.
Kalıntıları bulunan kişilerin çoğu bugün hâlâ adsız. Dark Location bu sayfayı, adı bilinmeyen kurbanların anısına ve kimliklendirme çalışmalarına dikkat çekmek amacıyla tutuyor.