Arka plan
Çetin Emeç, 1990'da otuz sekiz yıllık bir gazeteciydi. Hürriyet gazetesinde yönetim kurulu üyeliği ve köşe yazarlığı yapıyordu. Türkiye basınının tanınmış isimlerinden biriydi ve yazıları geniş bir okur kitlesine ulaşıyordu.
1980'lerin sonu ve 1990'ların başı, Türkiye'de gazetecilerin, akademisyenlerin ve yazarların silahlı saldırılarda hayatını kaybettiği, birçok dosyanın aydınlatılamadığı bir dönemdi. Emeç suikastı da bu zincirin en çok konuşulan halkalarından biri oldu.
Olay
7 Mart 1990 sabahı Emeç, Hürriyet'e gitmek üzere İstanbul Suadiye'deki evinden çıktı. Arabasına binmek üzereyken maskeli iki kişinin açtığı ateşle yaşamını yitirdi. Aracın şoförü Sinan Ercan arabadan inip kaçmaya çalıştı; saldırganlar onu da birkaç metre ileride vurdu. Emeç 55, Ercan 37 yaşındaydı.
Saldırının ardından gazeteyi arayan bir kişi, eylemin "Türk İslam Komandoları" adına yapıldığını öne sürdü. Ancak bu adla bilinen bir örgütün izine daha sonra rastlanmadı. Ertesi gün Atatürk Havalimanı otoparkında terk edilmiş bir otomobil bulundu; aracın torpido gözünde, Emeç'in fotoğrafının yer aldığı bir gazete sayfası kırmızı kalemle işaretlenmişti.
Cinayet haberi, Hürriyet'te ve basın camiasında büyük üzüntüyle karşılandı; Emeç'in ölümünden sonra gazeteciler, kendi güvenlikleri konusunda yeni önlemler tartıştı.
Soruşturma ve yargı süreci
Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü, saldırıda kullanılan Ingram tipi otomatik silahın daha önce başka bir olayda kullanılmadığını açıkladı. Emeç ve Turan Dursun cinayetleri, İslami Hareket Örgütü adı altında yürütülen soruşturmada ele alındı. Aralarında başka suçlardan yakalananların da bulunduğu bir grup yargılandı.
Yaklaşık altı yıl sonra tetikçilerden biri olduğu belirtilen İrfan Çağrıcı yakalandı ve ağır hapis cezasına çarptırıldı. Buna rağmen suikastın arkasındaki yapı ve azmettirenler konusunda kamuoyunu ikna eden bir açıklık sağlanamadı. Ailesi ve meslektaşları, dosyanın tam olarak aydınlatılmadığını yıllarca dile getirdi.
Bugün
Emeç'in kız kardeşi, çantasındaki yayımlanmamış son yazısının suikast sırasında kaybolduğunu anlattı; bu yazının akıbeti belirsiz. Cinayetin yıl dönümlerinde meslek örgütleri, Emeç'i ve gazetecilere yönelik saldırıları anıyor.
2026'da Adalet Bakanı'nın, zamanaşımına uğramamış 1990'lardaki bazı suikast dosyalarının yeniden ele alındığını ve bunlar arasında Emeç dosyasının da bulunduğunu açıkladığı basında yer aldı. Sonucun ne olacağı henüz belli değil. Vaka, basın özgürlüğü ve gazetecilere yönelik şiddet bağlamında anılıyor ve arşivlenme amacı, kurbanların unutulmamasıdır.
Emeç cinayeti, 1990'lardaki gazeteci ve aydın suikastları arasında en çok anılan vakalardan biridir. Aynı dönemde yaşanan başka saldırılar, basın örgütlerinin ve kamuoyunun gazetecilerin güvenliği konusunda daha yüksek sesle konuşmasına yol açtı. Emeç'in iş arkadaşları, onu çalışkan ve mesleğine bağlı bir gazeteci olarak anlatıyor. Şoförü Sinan Ercan ise çoğu zaman gölgede kalan, olayın ikinci kurbanı olarak hatırlanmayı hak ediyor.