Arka plan
Ömer Lütfi Topal, 1942'de Doğanşehir'de doğmuş, 1990'larda 'Kumarhaneler Kralı' olarak anılan bir iş insanıydı. Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs dahil çeşitli ülkelerde kumarhaneler işlettiği aktarılır. Kaynaklardan bazıları geçmişinde kaçakçılık mahkûmiyetlerine yer verir.
Topal'ın öldürüldüğü yıllar, devlet-organize suç ilişkisinin tartışıldığı, Susurluk olayının yaşandığı döneme denk geliyordu.
Olay
28 Temmuz 1996 gecesi, Topal İstanbul'un Yeniköy semtindeki evine dönerken arabasına otomatik silahlarla ateş açıldı ve hayatını kaybetti. Saldırganlar olay yerinde kullandıkları silahları bırakarak kaçtı. Kaynaklara göre bu silahlardaki bir şarjörde bulunan parmak izi, sonraki incelemelerde sahte kimlikle yaşayan ve aranan bir kişiye ait çıktı.
Aynı yılın Kasım ayında gerçekleşen Susurluk kazasından sonra bu parmak izinin kimliği kamuoyunda tartışıldı.
Soruşturma ve yargı süreci
Soruşturma sırasında üç polis memurunun adı geçti ve Ekim 1996'da gözaltına alındı; ancak dosya kısa sürede durağanlaştı. Susurluk soruşturmasında, polis özel harekât yapılanması içindeki bazı isimlerin bu cinayetle ilişkilendirildiği iddiaları yer aldı. Kanıtların gizlendiği iddiaları da ileri sürüldü.
Eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın'ın itirafları sonrasında, yedi eski özel harekât polisinin tutuklanmasıyla soruşturma yeniden genişledi ve Topal cinayeti bu dosyaya dahil edildi. İddialardan birine göre Topal, Kürt iş insanları listesinden adının silinmesi için ödediği paranın amacına ulaşmaması nedeniyle öldürüldü; bu, mahkemece kesinleşmiş bir tespit değildir.
Bugün
Olay, 1990'ların faili meçhul cinayetlerinin ve Susurluk skandalının önemli halkalarından biri olarak anılıyor. Hukuki sorumluluk tartışması sürüyor; cinayeti kimlerin planlayıp uyguladığına dair ayrıntıların tümü yargı önünde kesinleşmiş değil. Olayı spekülasyonlarla değil, belgeler ve mahkeme kayıtlarıyla değerlendirmek gerekiyor.