Arka plan
Ayhan ve Ali Efeoğlu kardeşler, İstanbul'da üniversite okuyan gençlerdi. Ayhan Efeoğlu Yıldız Teknik Üniversitesi'nde, Ali Efeoğlu ise İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğrenciydi. Aile, iki oğlunu da iki yıl arayla kaybetti.
1990'ların başı, Türkiye'de zorla kaybetme vakalarının yoğunlaştığı bir dönemdi ve çok sayıda kişinin gözaltında kaybedildiği hak örgütlerince belgelendi.
Olay
Ayhan Efeoğlu, 6 Ekim 1992'de üniversitesinin önünde sivil polisler tarafından gözaltına alındı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Ailesi, bütün resmî kurumlara başvurdu; kendisine her seferinde oğullarının gözaltında olmadığı söylendi.
İki yıl sonra, 5 Ocak 1994'te kardeşi Ali Efeoğlu İstanbul'da Pendik civarında gözaltına alındı. Aile, Ayhan'ı bulamadan bu kez Ali'nin akıbetini öğrenmek için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. İki kardeşten de haber alınamadı.
Gözaltı sırasında ya da sonrasında iki kardeşe ilişkin hiçbir resmî belge ailenin eline geçmedi. Bu belirsizlik, ailenin yıllarca süren arayışının temelini oluşturdu.
Soruşturma ve yargı süreci
Her iki kayıp için etkili bir soruşturma yürütülmedi; dosyalar zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandı. 2011'de eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın, Ayhan Efeoğlu'nun gözaltında işkenceyle öldürüldüğüne tanık olduğunu söyledi ve onu sorgulayan polislerin adlarını verdi. Çarkın'ın ifadesine göre cenaze Emniyet görevlilerince yok edildi.
Bu açıklamalardan sonra aile, İçişleri Bakanlığı aleyhine manevi tazminat davası açtı. Bakanlık mahkemeye verdiği yanıtta, "kayıp olduğu iddia edilen" kişilerin mezarlarının İstanbul'da olduğunu ve soruşturmanın orada yürütüldüğünü belirterek davanın İstanbul'a gönderilmesini istedi. Kardeşlerin gömüldüğü yer resmen açıklanmadı.
Bugün
Efeoğlu kardeşlerin mezarlarının yeri bugüne kadar kamuya açıklanmış değil. Cumartesi Anneleri/İnsanları, 4 Ocak 2025'te 1032. haftada iki kardeşin dosyasını gündeme getirdi ve sorumluların zamanaşımıyla korunduğunu söyledi. Aile ve hak örgütleri, mezarların bulunmasını ve sorumluların yargılanmasını talep ediyor.
Bu sayfa, kardeşlerin anısını korumak ve zorla kaybetmelerin unutulmaması için hazırlanmıştır.
Efeoğlu kardeşlerin öyküsü, aynı ailenin iki çocuğunu kısa aralıkla kaybetmesiyle dikkat çekiyor. Aile, oğullarının nerede gömülü olduğunu öğrenmek için yıllarca birçok kuruma başvurdu. 2011'deki açıklamalar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Buna rağmen, Efeoğlu kardeşlerin akıbetine dair somut bir sonuç elde edilemedi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları'nın ocak 2025'teki oturma eyleminde aile adına konuşan kişiler, iki kardeşin kaybedilmesinin birbirinden iki yıl arayla gerçekleştiğine ve bu iki dosyanın da zamanaşımıyla korunduğuna dikkat çekti. Zorla kaybetme, uluslararası hukukta sona ermemiş bir ihlal olarak değerlendirildiğinden hak örgütleri, soruşturmanın sürmesi gerektiğini savunuyor.