Arka plan
Fehmi Tosun, 1995'te İstanbul Avcılar'da yaşayan, beş çocuk babası ve otuz beş yaşında bir adamdı. Ailesi, onun yıllar sonra bile geri dönmesini bekleyen üç kuşaktan oluşuyor; Cumartesi Anneleri'nin en uzun soluklu dosyalarından biri bu yüzden onun adıyla anılıyor.
Tosun'un yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir de aynı gün kaybolmuştu.
Olay
19 Ekim 1995 sabahı Fehmi Tosun, evinde kahvaltı yaptığı arkadaşı Hüseyin Aydemir'le birlikte evden çıktı ve ikisi de dönmedi. Akşam saatlerinde Tosun, telsiz taşıyan üç silahlı sivil tarafından beyaz bir araçla evinin önüne getirildi.
Ailesinin gözü önünde 'Beni öldürecekler' diye seslendiği, aile koşarken aracın içine bindirilerek götürüldüğü aktarılıyor. Eşi Hanım Tosun, Avcılar Karakolu'na başvurup plakayı bildirdi; ancak işlem yapılmadı. Resmî makamlar, onun gözaltında olduğunu reddetti.
Soruşturma ve yargı süreci
İç hukukta sonuç alınamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme, haberlere göre 2003'te Türkiye'nin yaşam hakkını ihlal ettiğine hükmetti ve aileye tazminat ödenmesine karar verdi; kararın ayrıntılarını bu çalışmada doğrudan teyit edemedik.
Avukat Eren Keskin gibi hukukçular, Tosun ve Aydemir dosyalarında etkili bir soruşturma yürütülmediğini, dosyanın zamanaşımıyla kapatılmasına yönelik girişimler olduğunu söylüyor. Aydemir ailesi, Hüseyin'in önce Ankara'ya götürüldüğünü ve orada askerî yetkililere teslim edildiğini öğrendiklerini aktarıyor.
Bugün
Cumartesi Anneleri, Fehmi Tosun için defalarca oturma eylemi yaptı; Ekim 2025'te kaybının otuzuncu yılında da adalet çağrısı yineledi. Tosun'un kaderi aydınlatılmadı; dosyada mahkûmiyet yok. Aile, olayın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesini ve zamanaşımının uygulanmamasını talep ediyor.