Arka plan
Hasan Ocak, 1995'te otuz yaşında bir öğretmendi; öğretmen olarak atanmayı bekliyordu ve bu sırada Beyazıt'ta bir iş hanında çay ocağı işletiyordu. Sosyalist görüşlü biri olarak tanınıyordu. Mart 1995'te İstanbul'da yaşanan Gazi Mahallesi olaylarının ardından gerilimli bir dönemden geçiliyordu.
Ocak'ın ailesi Avcılar'da yaşıyordu.
Olay
21 Mart 1995 akşamı Hasan Ocak, Avcılar'daki evine giderken polis tarafından gözaltına alındı. Dönemin yetkilileri, kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda onun gözaltında olmadığını söyledi. Buna karşın İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulan iki kişi, onu gördüklerini belirtti.
Annesi Emine Ocak, oğlunu ararken darp edildi, gözaltına alındı ve tutuklandı. 26 Mart 1995'te Beykoz'un Bozhane köyünde bir cenaze köylüler tarafından görüldü. Parmak izi eşleşmediği için bu kişi, kimsesizler mezarlığına defnedildi.
Soruşturma ve yargı süreci
Aile ve avukatları, yaklaşık 55 gün süren aramanın ardından 15 Mayıs 1995'te cenazenin Hasan olduğunu Adli Tıp kayıtlarından tespit etti. Cenaze üzerinde işkence izleri ve boğma bulgusu bildirildi.
Bu olay üzerine 27 Mayıs 1995'te Galatasaray Meydanı'nda ilk oturma eylemi yapıldı ve bu eylem 'Cumartesi Anneleri' hareketine dönüştü. Eylemin kuralları sloganın ve örgüt pankartının olmaması, her hafta gözaltında kaybedilen bir kişinin öyküsünün anlatılmasıydı. Dosyada sorumlular hakkında mahkûmiyet bulunmuyor.
Bugün
Cumartesi Anneleri her hafta Hasan Ocak'ı da anıyor; örneğin Mart 2025'te 1043. haftada yeniden adalet istediler. Aile ve avukatlar, dosyanın zamanaşımıyla kapatılmasına karşı çıkıyor ve olayın insanlığa karşı suç sayılması gerektiğini savunuyor. Hasan Ocak'ın öyküsü, Türkiye'de zorla kaybetmelere karşı yürütülen en uzun soluklu sivil direnişlerden birinin çıkış noktasıdır.