Arka plan
Turgut Özal, 1983'ten itibaren Başbakanlık, 1989'dan itibaren de Cumhurbaşkanlığı yapmış, Türkiye'nin yakın tarihinde ekonomik ve siyasal dönüşümle özdeşleşen bir isimdir. 1993 baharında görevinin dördüncü yılındaydı ve dönemin gündeminde Kürt sorununa ilişkin yeni arayışlar ile ekonomik tartışmalar vardı.
Özal'ın sağlık geçmişinde 1987'de ABD'de geçirdiği kalp ameliyatı bulunuyordu. Bu geçmiş, ölümünün ilk günlerinde resmî açıklamaların kalp krizi üzerinde durmasına zemin hazırladı.
Özal, 1988'de bir suikast girişinden de sağ kurtulmuştu; bu geçmiş, ölümünü çevreleyen kuşkuların daha sonra güç kazanmasında rol oynadı.
Olay
17 Nisan 1993'te Ankara'da hayatını kaybeden Özal'ın ölümü, o gün kalp krizi olarak duyuruldu. Ölümün hemen ardından otopsi yapılmadı; bu eksiklik sonraki yıllarda tartışmanın temel dayanağı oldu. Eşi Semra Özal ve bazı yakınları, ölümün doğal olmayabileceğine dair kuşkularını yıllarca dile getirdi.
Kuşkuların merkezinde, otopsi yapılmaması ve bazı tıbbi test sonuçlarının dosyada bulunmaması vardı. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde hazırlanan bir rapor da ölümü 'şüpheli' olarak niteledi.
Eşi Semra Özal, ölümden bir gece önceki bir resepsiyonda ikram edilen içecekten kuşku duyduğunu söylemişti; bu, hiçbir resmî bulguyla doğrulanmamış bir iddia olarak kalmıştır.
Soruşturma ve mezarın açılması
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 2012'de soruşturma başlattı ve Özal'ın mezarı 2 Ekim 2012'de açılarak numuneler alındı. Kasım 2012'de basında çıkan bazı haberlerde zehirlenmeye işaret eden maddelerden söz edildi; ancak Adli Tıp Kurumu yetkilileri o aşamada bu iddiaları doğrulamadı.
17 Aralık 2012'de açıklanan Adli Tıp Kurumu raporu, zehirlenme veya radyoaktif madde bulunduğuna dair klinik ve laboratuvar bulgusu saptamadığını bildirdi. Ancak otopsi zamanında yapılmadığı için kesin ölüm nedeninin belirlenemediği, ani kalp ölümünün de dışlanamayacağı kaydedildi. Savcılık, soruşturmanın diğer bulgularla sürdürüleceğini açıkladı.
Rapor, kadmiyum düzeylerinin normal aralıkta olduğunu da belirtti; heyetin oybirliğiyle onayladığı bildirildi. Dönemin Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ise raporun şüpheleri ortadan kaldırmadığını söyledi.
Bugün
Rapor kuşkuları gidermedi; dönemin yetkililerinden bazıları bunu açıkça dile getirdi. Bugüne kadar bir kişi ölümle ilgili olarak mahkûm edilmedi ve ölümün kesin nedeni resmen belirlenebilmiş değil. Vaka, Türkiye'de otopsi yapılmayan siyasi ölümlerin ve zamanında toplanmayan delillerin ne kadar kalıcı belirsizlik yaratabileceğinin örneği olarak anılıyor.