Arka plan
Süleyman Cihan, 1947'de Tunceli'nin Ovacık ilçesinde doğdu. TKP/ML'nin (Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist) ikinci genel sekreteri olarak anılıyor; aynı zamanda Galatasaray Mühendislik Yüksek Okulu'nda öğrenciydi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra aranan kişiler arasındaydı.
Cihan'ın ölümü, 1980 darbesi sonrası gözaltı ve işkence uygulamalarına ilişkin tartışmaların örneklerinden biri olarak insan hakları örgütlerince sık anılıyor.
Olay
Kaynaklara göre Cihan, 29 Temmuz 1981'de Edirne'den İstanbul'a gelirken bindiği otobüsün sivil polislerce durdurulmasıyla gözaltına alındı. Önce Sansaryan Han'daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube'ye, ertesi gün Gayrettepe Siyasi Şube'ye götürüldü.
Resmî açıklamaya göre Cihan, 30 Temmuz 1981'de bir örgüt evi şüphesiyle gidilen Kadıköy'deki bir binada, altıncı kattaki boş bir daireden atlayarak yaşamına son verdi. Başlangıçta çatışmada öldüğü de öne sürülmüştü. Cesedi "kimliği meçhul" olarak kimsesizler mezarlığına gömüldü.
Soruşturma ve yargı süreci
Aile, polise ve savcılığa başvurduğunda oğullarının gözaltına alınmadığı yanıtını aldı. Sonraki yıllarda yapılan inceleme ve 2012 tarihli adli tıp raporu, cesedin üzerindeki bulguların resmî anlatımla çeliştiğini, Cihan'ın düşmeden önce yaşamını yitirmiş olabileceğini ve işkenceye maruz kalmış olabileceğini ortaya koydu. Aile, bu bulgulara dayanarak yeniden suç duyurusunda bulundu.
Bianet'in aktardığı bilgiye göre dosya, savcılığın Cihan'ın işkenceyle öldürüldüğü sonucunu kabul etmesine rağmen zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Kaynaklarda ölüm tarihi de tartışmalı: resmî kayıtlarda 30 Temmuz 1981, bazı kaynaklarda Eylül 1981 olarak geçiyor.
Bugün
Cihan'ın ölümüne ilişkin sorumlular hakkında bir mahkûmiyet bulunmuyor. Cumartesi Anneleri/İnsanları, dosyayı Galatasaray Meydanı'ndaki eylemlerinde yeniden gündeme getirdi. Vaka, gözaltında ölümlerde zamanaşımı tartışmasının ve gerçeğin ortaya çıkarılması talebinin örneklerinden biri olarak anılıyor.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ailelerin 27 Mayıs 1995'te İstanbul Galatasaray Meydanı'nda başlattığı sessiz oturma eylemidir. Eylem 1999'da ara verdikten sonra 2009'da yeniden başladı ve her hafta yinelenerek bir dosyayı o haftanın gündemine taşıyor. Aileler, zorla kaybetmenin süregelen bir ihlal olduğunu, dolayısıyla zamanaşımıyla kapatılmaması gerektiğini savunuyor.
Cihan'ın ailesi, cenazenin kimsesizler mezarlığında kimliksiz olarak gömülmesini, vakanın en acı yanlarından biri olarak anlatıyor. Kardeşi Ahmet Cihan, yıllar sonra savcılığa başvurarak ifade verdi ve süreç yeniden açılmaya çalışıldı. Cumartesi Anneleri/İnsanları'nın dosyayı gündeme getirmesiyle vaka daha geniş kitlelere ulaştı.
Bu sayfa, Süleyman Cihan'ın gözaltında ölümünü, resmî açıklama ile ailenin ve hak örgütlerinin anlatımını ayrı ayrı vererek özetliyor. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığı için, işkence iddiaları yargı kararıyla değil, adli tıp bulguları ve savcılık işlemleriyle sınırlı olarak aktarılmıştır. Amaç, olayın unutulmamasını sağlamaktır.