Arka plan
Savaş Buldan, Hacı Karay ve Adnan Yıldırım, 1990'ların başında Türkiye'de iş yapan, Kürt kökenli üç iş insanıydı. Dönem, güneydoğuda silahlı çatışmanın en yoğun yaşandığı ve birçok iş insanının 'faili meçhul' olarak adlandırılan cinayetlerde öldürüldüğü yıllardı.
Buldan'ın eşi Pervin Buldan, sonraki yıllarda siyasete atıldı ve davanın en görünür takipçilerinden biri oldu.
Olay
3 Haziran 1994'ün erken saatlerinde, üç kişi İstanbul'da bir otelin kumarhanesinden çıkarken kendilerini polis olarak tanıtan, silahlı ve telsizli kişilerce araçlara bindirilerek götürüldü. Aileler gözaltı olup olmadığını sorduğunda yetkililer bir gözaltı bulunmadığını söyledi.
Aynı gün akşam, Bolu'nun Yığılca ilçesinde Melen Çayı kıyısında balık tutan bir kişi, jandarmaya üç ceset gördüğünü bildirdi. Cenazeler daha sonra İstanbul'da Avcılar mezarlığına defnedildi. Bazı kaynaklar bulunma tarihini 4 Haziran olarak verir.
Dönemin İstanbul Emniyeti istihbarat şube müdürü Hanefi Avcı, 1997'de verdiği ifadede olayları yasadışı bir grubun işi olarak tanımladı. Susurluk Raporu'nun da bu tür öldürmelere ilişkin saptamalar içerdiği, AİHM'nin Yıldırım kararında anılıyor.
Soruşturma ve yargı süreci
İç hukukta açılan soruşturma sonuç vermedi. Olayın ardından 1996'daki Susurluk kazası sonrasında ortaya çıkan Susurluk Raporu ve Meclis araştırmaları, bu tür cinayetlerin devletle bağlantılı yapılara ilişkin iddiaları gündeme getirdi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Buldan/Türkiye (2004) kararında yaşam hakkının, yani soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine hükmetti; Adnan Yıldırım'ın ailesinin başvurusu da ayrı bir kararla sonuçlandı. Mahkeme ailelere tazminat ödenmesine karar verdi. 2021'de bir suç örgütü lideri, bir eski üst düzey emniyet yöneticisini bu olaylarla ilişkilendiren iddialar ortaya attı; bu iddialar yargıca intikal etti ancak kesin bir mahkûmiyet bulunmuyor.
Yeniden gündeme gelen iddialar, Ankara'daki JİTEM davası kapsamında da değerlendirilen iddianameye eklendi.
Bugün
Cumartesi Anneleri üç ismi de adalet talebiyle anmayı sürdürüyor. 2026'da Pervin Buldan'ın dosyanın yeniden araştırılması için başvuruda bulunduğu bildirildi. Cinayetleri işleyenlerin kimliği hakkında yargı kararıyla kesinleşmiş bir sonuç bulunmuyor.