Arka plan
Bahriye Üçok, 1919 doğumlu bir ilahiyat akademisyeni, yazar ve kadın hakları savunucusuydu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde görev yaptı, sosyal demokrat çizgide siyasetle de ilgilendi ve SHP Parti Meclisi üyeliği yaptı. Muammer Aksoy ile birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı.
Bir televizyon programında başörtüsünün dinen zorunlu olmadığı yönündeki görüşünü dile getirdikten sonra, kendisine yönelik tehditlerin arttığı bildirildi. Bu tehditler öldürülmesinden önce ailesi ve çevresi tarafından da biliniyordu.
Üçok'un kamuya açık görüşleri, laiklik ve kadın hakları üzerine yazdığı yazılar ve verdiği söyleşiler, onu dönemin tartışmalı isimlerinden biri hâline getirmişti. Hayatı boyunca akademik çalışmalarını sürdürdü ve din ile toplum ilişkisi üzerine düşüncelerini açıkça paylaştı.
Olay
6 Ekim 1990'da Ankara Çankaya'daki Köroğlu Caddesi'nde bulunan evine, İstanbul'dan bir kargo şirketi aracılığıyla bir kitap paketi gönderildi. Paketin üzerinde İstanbul'daki bir vakfın adı gönderen olarak yazılıydı. Üçok paketi evinin kapısı önünde açarken içindeki düzenek patladı. Ağır yaralanan Üçok, Hacettepe Hastanesi'ne kaldırıldı ve aynı akşam, saat 20.00 sularında yaşamını yitirdi. 71 yaşındaydı.
Olayı İslami Hareket adlı bir örgüt üstlendiğini duyurdu. Cinayet, aynı yılın başında Muammer Aksoy'un öldürülmesinin ardından gelen ikinci saldırı olarak, aydınlara yönelik bir saldırı dizisinin parçası sayıldı.
Üçok'un ölümü, ülkede özellikle kadın akademisyenler ve laiklik savunucuları arasında geniş bir üzüntü ve öfkeye yol açtı.
Soruşturma ve yargı süreci
Aradan geçen yıllarda dosya ilerlemedi; paketi teslim aldığı belirtilen kişi uzun süre bulunamadı. 17 Ocak 2000'de İstanbul'da yapılan bir operasyon, Umut davası olarak bilinen yargılamanın temelini oluşturdu. Bu davada Üçok cinayeti, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleriyle birlikte ele alındı. Mahkeme, bazı sanıkları suç örgütü üyeliği ve bu cinayetlerle bağlantılı olarak mahkûm etti; Yargıtay da sonradan bu kararları onadı.
Ancak emri verenlerin kimler olduğu mahkeme kararlarıyla netleşmedi. Bu nedenle bazı kaynaklar davayı çözülmüş, bazıları ise yarım kalmış olarak değerlendiriyor.
Bugün
Bahriye Üçok her yıl ölüm yıl dönümünde Ankara'da ve çeşitli kentlerde anılıyor. Adı, Türkiye'de düşünce özgürlüğü ve kadın hakları tartışmalarında sıkça hatırlanıyor. Yakınları ve meslek örgütleri, cinayetin arkasındaki yapıların bütünüyle ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.
Aksoy ve Üçok'un birlikte kurduğu dernek, 1990'lardaki siyasi cinayetlerin hatırasını yaşatan kurumlar arasında yer alıyor.
Cinayetin 1990 yılında, Muammer Aksoy suikastından yalnızca sekiz ay sonra işlenmesi, iki olay arasındaki bağlantının uzun süre tartışılmasına yol açtı ve Umut davasında bu iki dosya birlikte ele alındı.