Arka plan
Muammer Aksoy, Ankara Üniversitesi'nde görev yapmış bir hukuk profesörü, yazar ve gazete köşe yazarıydı. Hukuk ve siyaset üzerine yazıları ile tanınıyordu. Bahriye Üçok ile birlikte, Atatürk'ün düşünce mirasını savunmayı amaçlayan Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurdu.
Laiklik ve Cumhuriyet ilkeleri üzerine açık sözlü görüşleri, 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında Türkiye'de yükselen siyasal ve dinî gerilimler içinde kendisini sıkça tartışmaların merkezine yerleştiriyordu.
Aksoy, akademik kimliğinin yanı sıra kamuoyunda sivil toplum çalışmalarıyla da biliniyordu. Dernek aracılığıyla düzenlenen toplantılar ve yayınlar, laiklik ve Cumhuriyet değerleri üzerine yürütülen tartışmalara katkı sağladı. Bu nedenle ölümü, yalnızca bir kişinin değil, ortak bir düşünce çevresinin de kaybı olarak değerlendirildi.
Olay
31 Ocak 1990 akşamı Aksoy, Ankara'nın Bahçelievler semtinde bulunan evine girerken silahlı bir saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Cinayetin gecesi bir kişi telefonla gazetelere ve haber ajanslarına ulaşarak saldırıyı İslami Hareket adına üstlendiğini söyledi.
Cinayet, Türkiye'de 1990'lı yıllarda aydınlara yönelik bir dizi suikastın ilki olarak hatırlanıyor. Sonraki aylarda Bahriye Üçok, ardından Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı da benzer saldırılarda yaşamlarını yitirdi.
Saldırının, evinin girişinde ve gün içindeki rutinin bir parçasıyken gerçekleştiği belirtiliyor. Olayın ardından kenti ve ülkeyi saran şok, aydınlar, meslektaşlar ve öğrencileri anma etkinliklerinde bir araya getirdi.
Soruşturma ve yargı süreci
Cinayetin ardından uzun süre soruşturmada önemli bir ilerleme kaydedilemedi; olay yeri incelemesinin yeterince güvenli şekilde yapılamadığı yönünde eleştiriler yapıldı. Dosya, 17 Ocak 2000'de İstanbul'da bir Hizbullah evine düzenlenen operasyondan elde edilen deliller ve ifadelerle yeniden canlandı. Bu çerçevede Aksoy cinayeti, Umut davası olarak bilinen yargılamada Mumcu, Üçok ve Kışlalı cinayetleriyle birlikte görüldü.
Mahkeme bazı sanıkların suç örgütü üyeliği ve cinayetlerle ilgili hükümlerle mahkûm edilmesine karar verdi; Yargıtay da sonraki yıllarda bu kararları onadı. Ancak olayları kimin yönlendirdiği sorusu tam olarak yanıtlanmadı.
Umut davası, bu dört cinayetin ortak bir örgütsel yapıyla bağlantılı olup olmadığını araştırdığı için önem taşıyor. Yine de aileler ve dernekler, yargılamanın cinayetlerin arkasındaki daha geniş ağı ortaya çıkarmadığını dile getirmeyi sürdürüyor.
Bugün
Aksoy her yıl 31 Ocak'ta Ankara'da anılıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği ve meslektaşları, onun adını hukuk ve düşünce özgürlüğü bağlamında yaşatmaya çalışıyor. Cinayet, 1990'lı yıllardaki siyasi cinayetlerin aydınlatılması konusundaki tartışmanın bir parçası olmayı sürdürüyor.
Aksoy'un öldürülmesinden yalnızca sekiz ay sonra, aynı derneğin diğer kurucusu Bahriye Üçok da bir saldırıda hayatını kaybetti.