Arka plan
Kemal Türkler, Türkiye'nin sendikal hareketinin önde gelen isimlerinden biriydi. 1967'de kurulan DİSK'in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kurucuları arasında yer aldı, konfederasyonun kurucu başkanlığını yaptı ve olay sırasında Maden-İş Sendikası'nın başındaydı. Türkiye'deki işçi hareketinin tarihinde sembol isimlerden biri olarak anılıyor.
1970'li yılların sonu ve 1980'in başı, Türkiye'de siyasi şiddetin ve darbe öncesi gerilimin zirveye çıktığı bir dönemdi; sendikacılar, akademisyenler ve gazeteciler sık sık saldırıların hedefi oldu.
Türkler, 1970'lerde işçi grevlerinin ve sendikal örgütlenmenin yaygınlaştığı yıllarda DİSK'in yüzü olarak kamuoyunda tanındı. Sendikaların siyasal tartışmalardaki rolü nedeniyle hem destekçileri hem de karşıtları olan bir isimdi.
Olay
22 Temmuz 1980'de Türkler, İstanbul'un Merter semtindeki evinin önünde arabasına binerken silahlı saldırıya uğradı ve öldürüldü. Saldırı sırasında koruma görevlisi polis de bulunuyordu.
Türkler'in öldürülmesi, 12 Eylül 1980 darbesinden yaklaşık iki ay önce, ülkedeki gerilimin en yüksek olduğu günlerde yaşandı ve işçi hareketi için büyük bir kayıp olarak değerlendirildi.
Cinayetin ardından DİSK saldırıyı siyasi bir suikast olarak niteledi; ülke genelinde sendikalar ve siyasi çevreler olaya tepki gösterdi.
Soruşturma ve yargı süreci
12 Eylül sonrasındaki yargılamalarda, cinayetle bağlantılı olarak iki kişi askerî mahkemede yargılandı ve suça yardım ettikleri gerekçesiyle ceza aldı. Cinayetin asıl tetikçisi ise uzun süre belirlenemedi. 2009'da Bakırköy'de yeniden açılan davada Ünal Osmanağaoğlu sanık olarak yargılandı; Türkler'in ailesi tanıklıklarıyla bu süreci başlattı.
Mahkeme sanığı birkaç kez beraat ettirdi, Yargıtay ise bu kararları defalarca bozdu. Sonunda 1 Aralık 2010'da Bakırköy'deki mahkeme, olay üzerinden 30 yıl geçtiği için davayı zamanaşımı nedeniyle düşürdü. Hiçbir kişi bu cinayetten mahkûm edilmedi. Danıştay daha sonra, yargılamanın gecikmesi nedeniyle devletin sorumluluğunu kabul ederek aile lehine tazminata hükmetti.
Aile, soruşturmanın uzun süre ihmal edildiğini ileri sürdü; Danıştay'ın tazminat kararı da bu iddiayı hukuken destekleyen bir sonuç olarak değerlendirildi. Yine de ceza yargılaması hiçbir mahkûmiyetle sonuçlanmadı.
Dosyanın geçirdiği yıllar, aynı zamanda Türkiye'de ağır ceza davalarında zamanaşımı uygulamasının sorgulanmasına katkıda bulundu.
Bugün
Kemal Türkler her yıl 22 Temmuz'da DİSK ve sendikalar tarafından anılıyor. Cinayet, Türkiye'de siyasi cinayetlerde zamanaşımı tartışmasının en bilinen örneklerinden biri olarak hatırlanıyor ve DİSK ile ailesi davanın bilerek zamanaşımına taşındığını savunuyor.
Türkler'in adı bugün sendika binalarında, anma törenlerinde ve işçi hakları tartışmalarında yaşıyor; anma etkinlikleri her yıl Merter'deki cinayet yerinde de düzenleniyor.
Kararın ardından DİSK, davanın bilerek zamanaşımına bırakıldığını savunan açıklamalar yaptı ve konunun hâlâ siyasi bir sorumluluk taşıdığını belirtti.