Arka plan
Necip Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi'nde görev yapan bir tarihçi ve akademisyendi. Araştırmalarında özellikle yabancı vakıfların ve sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'deki faaliyetlerine, ayrıca bazı dinî ve siyasi ağların çalışma biçimlerine odaklanıyordu. Bu konulardaki yazı ve konuşmaları nedeniyle kamuoyunda tanınan bir isim olmuştu; yakınlarına göre uzun süredir tehdit aldığını söylüyordu.
Hablemitoğlu'nun çalışmaları destekçileri kadar eleştirmenleri de çıkardı; bu nedenle kimliği ve araştırma konuları, cinayetin ardından yürüyen tartışmaların merkezinde yer aldı.
Akademik çalışmalarının yanında kitap ve makaleler yayımlayarak görüşlerini geniş kitlelerle paylaştı. Ankara'daki üniversite çevresinde saygın bir öğretim üyesi olarak bilinirdi; öğrencileri ve meslektaşları ölümünü derin bir kayıp olarak karşıladı.
Olay
18 Aralık 2002 akşamı Hablemitoğlu, Ankara'nın Çankaya ilçesinde Portakal Çiçeği Sokağı'ndaki evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Olay, o dönemde Ankara'da birçok akademisyen ve kamuoyu tarafından büyük bir endişeyle karşılandı.
Aile ve meslektaşları, ölümünden önce bazı çevrelerin kendisini hedef gösterdiğini ve saldırının planlı olduğunu dile getirdi. Mahkeme sürecinde de saldırının nasıl hazırlandığına dair ayrıntılar tartışıldı.
Yaralanan Hablemitoğlu'nun ölüm tarihi kayıtlarda saldırı günü olarak geçiyor.
Soruşturma ve yargı süreci
Cinayetin ardından yıllarca açık bir sonuca ulaşılamadı. 2022 başında, şüpheli olarak anılan Nuri Gökhan Bozkır'ın Ukrayna'da yakalanarak Türkiye'ye getirildiği bildirildi. Kasım 2022'de, suçun zamanaşımına uğramasından önce, aralarında yurt dışında olan ve firari olarak anılan kişilerin de bulunduğu on sanık hakkındaki iddianame Ankara'da bir ağır ceza mahkemesince kabul edildi. İddianamede, saldırının Gülen hareketi olarak bilinen yapı tarafından azmettirildiği öne sürüldü; dosya bu nedenle terör davalarına bakan Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.
Mahkeme, bulunan son bilgilere göre henüz nihai karar vermedi; tutuklu sanık kalmaması dahil birçok ara karar alındı ve duruşma 14 Ekim 2026'ya ertelendi. Ayrıca aile, İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı idari davada manevi tazminata hükmettirdi.
Davanın çok sayıda sanıklı ve uluslararası boyutlu olması, duruşmaların sık sık ertelenmesine yol açtı. Sanık sandalyesinde bulunan bazı kişiler duruşmalara görüntü ve ses bağlantısıyla katıldı, firari olanlar ise salonda yer almadı.
Bugün
Dava hâlâ devam ettiği için suçlamalar yalnızca iddia niteliğinde olup hiçbir sanık hakkında mahkûmiyet kararı bulunmuyor. Hablemitoğlu her yıl ölüm yıl dönümünde Ankara'da ve çeşitli kentlerde anılıyor. Eşi ve yakınları, davanın sonuçlandırılması ve cinayetin tüm sorumlularının ortaya çıkarılması için çağrı yapmayı sürdürüyor.
Dosyanın uzun süre bekletilmesi ve cinayetin üzerinden yirmi yıl geçmesi, davayı zamanaşımı tartışmalarının merkezine yerleştirmişti; iddianamenin süre dolmadan kabul edilmesi bu açıdan önem taşıdı.