Arka plan
Engin Çeber, 2008'de İstanbul'da sol çizgideki bir derginin satışını yaparken gözaltına alınan genç bir adamdı. Ölümü, Türkiye'de gözaltı ve cezaevlerinde kötü muameleye ilişkin tartışmalarda en çok anılan dosyalardan biri oldu. Bunun nedeni hem olayın ayrıntılı biçimde belgelenmesi hem de davanın, işkence suçlamasıyla verilen en ağır cezalardan birine yol açmasıdır.
Olay, o yıl kamuoyunda büyük yankı uyandırdı; insan hakları örgütleri ve baro temsilcileri sürece yakından baktı.
Çeber'in ölümünden sonra yapılan incelemelerde, gözaltı sürecinde ve cezaevine kabulde yaşananların birbirinden ayrı ele alınması gerektiği vurgulandı. Hakkında yürütülen soruşturmanın ayrıntıları, kamu görevlilerinin sorumluluğunun tek tek belirlenmesi açısından da önem taşıdı. Aile ve avukatlar, süreç boyunca dosyayı takip etti.
Olay
Çeber, 28 Eylül 2008'de Sarıyer'de bir etkinlik sırasında yapılan kimlik kontrolünün ardından gözaltına alındı ve ardından Metris Cezaevi'ne tutuklandı. Hakkında yürütülen yargılamaya göre, gözaltında ve cezaevinde ağır biçimde kötü muameleye uğradı. 7 Ekim 2008'de cezaevinde sabah sayımına kalkmadığı gerekçesiyle gardiyanlarca darp edildiği kabul edildi; baygın düşen Çeber hastaneye kaldırıldı, beyin kanaması nedeniyle komaya girdi ve 8 Ekim'de yaşamını yitirdi.
Gardiyanlar başlangıçta ölümün karakoldaki muameleden kaynaklandığını savundu; ancak sonraki Adli Tıp raporu, ölüm nedeninin cezaevinde görülen şiddet olduğu sonucuna vardı.
Yargı süreci
Dava Bakırköy'de ağır ceza mahkemesinde görüldü. İlk karar Yargıtay tarafından usulden bozuldu. Yeniden yargılamada, 26 Kasım 2012'de mahkeme, ikinci müdür ve gardiyanları işkenceyle ölüme sebebiyet vermekten ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm etti; sanıklardan bazıları daha hafif cezalar aldı. Yargıtay, 11 Kasım 2013'te kararı büyük oranda onadı ve üç kişinin müebbet hapis cezası kesinleşti.
Karar, işkenceye verilen en ağır ceza olarak değerlendirildi. İkinci müdürün cezası, müdahale etmemesi nedeniyle suça katılmış sayılmasına dayandı. Ayrıca Çeber'le aynı dönemde işkence gördüğünü belirten arkadaşlarına yönelik ayrı bir dava da yürütüldü. Kaynaklar sanık sayısı ve ceza ayrıntılarında kısmen farklı rakamlar verebilmektedir.
Bugün
Çeber'in ölümü, Türkiye'de işkence yasağının uygulanması açısından bir dönüm noktası olarak anılıyor. Dava, kamu görevlilerinin bu tür olaylarda hesap verebileceğinin nadir örneklerinden biri sayıldı.
Ailesi ve arkadaşları her yıl onu anıyor. Dark Location bu sayfayı, adalet arayışının sonuç verebildiği bir vakayı kayda geçirmek ve Çeber'i anmak için tutuyor.
Aradan geçen yıllarda cezaevlerinde denetim, adli muayene ve şikâyet mekanizmaları üzerine yapılan tartışmalarda bu dava sıkça örnek gösterildi. Yine de insan hakları örgütleri, benzer iddiaların her zaman aynı titizlikle soruşturulmadığını dile getirmeyi sürdürdü.