Arka plan
Floransa Canavarı, Ağustos 1968 ile Eylül 1985 arasında Toskana'nın Floransa çevresindeki kırsal bölgesinde işlenen sekiz çifte cinayetin faili için kullanılan addır. Olaylarda toplam 16 kişi hayatını kaybetti; kurbanların çoğu, yaz aylarında ıssız yerlerde park etmiş genç çiftlerdi.
İlk olay 1968'de Signa'da yaşandı ve başlangıçta kurbanlardan birinin eşi Stefano Mele'nin işi sayıldı. 1982'de, aynı silahtan çıkan kovanların bu eski dosyada da bulunmasıyla olay seriyle ilişkilendirildi.
Olay
Tüm olaylarda aynı .22 kalibre Beretta tabancası kullanıldı ve olay yerlerinde 'H' damgalı Winchester mermi kovanları bulundu. Silah bugüne kadar ele geçirilmedi. Olaylar genellikle aysız yaz gecelerinde, hafta sonlarında yaşandı.
Bu düzenlilik, kamuoyunda büyük korkuya yol açtı ve soruşturmanın onlarca yıl boyunca farklı yönlere çekilmesine neden oldu.
Soruşturmanın en uzun ve en karmaşık yönlerinden biri, olayların tek bir kişiye mi yoksa birden çok kişiye mi ait olduğu sorusuydu. Aynı silahın kullanılması ortak bir kaynağa işaret ediyordu; ancak mahkemelerin farklı dönemlerde farklı sonuçlara varması, kamuoyunda bitmeyen tartışmaları besledi. İtalyan basınında olay, onlarca yıl boyunca en çok yazılan suç dosyalarından biri olarak kaldı.
Soruşturmanın en uzun ve en karmaşık yönlerinden biri, olayların tek bir kişiye mi yoksa birden çok kişiye mi ait olduğu sorusuydu. Aynı silahın kullanılması ortak bir kaynağa işaret ediyordu; ancak mahkemelerin farklı dönemlerde farklı sonuçlara varması, kamuoyunda bitmeyen tartışmaları besledi. İtalyan basınında olay, onlarca yıl boyunca en çok yazılan suç dosyalarından biri olarak kaldı.
Soruşturma ve yargı süreci
1990'ların başında şüpheliler arasında çiftçi Pietro Pacciani öne çıktı. Pacciani 1994'te sekiz çifte cinayetin yedisinden birinci derecede mahkûm edildi, ancak 1996'da temyizde yetersiz kanıt gerekçesiyle beraat etti. Yargıtay aynı yıl yeniden yargılama kararı verdi; Pacciani, yargılama başlamadan 1998'de öldü.
Daha sonra 'compagni di merende' (yemek arkadaşları) olarak anılan Mario Vanni ve Giancarlo Lotti yargılandı. Lotti'nin itirafı ve bazı tanıkların ifadeleriyle Vanni beş çifte cinayetten müebbet hapis, Lotti ise dört olaydan cezaya mahkûm edildi; kararlar 2000'de kesinleşti. Başka bazı kişiler ise beraat etti.
Olay yerlerinde bu kişilerle ilişkilendirilen bir DNA veya parmak izi bulunmadı. 2002'de mahkûm edilmeyen bir doktorun kalıntıları ekshüme edildi ve ilgili kovuşturmalar beraatle sonuçlandı. Bu nedenle birçok kişi, verilen mahkûmiyetlerin yeterli olup olmadığını tartışmaya devam ediyor.
Bugün
Vaka resmî olarak çözülmüş sayılsa da kamuoyunda ve araştırmacılar arasında hâlâ tartışılıyor. 2020'de bir şüpheliden DNA örneği alınmış, 2021'de ise bu kişi hakkındaki dava düşmüştür; kesin bir eşleşme kamuya açıklanmamıştır. Hayatını kaybeden 16 kişi ise Toskana'nın ortak hafızasında hâlâ anılıyor.
Aileler için en ağır yan, kayıpların üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen tek bir net cevabın bulunmamasıdır. Hayatını kaybeden gençlerin anısı, Toskana'da bugün de saygıyla anılıyor ve olay hâlâ kitaplara, belgesellere ve araştırmalara konu oluyor. Bu anlatımlarda kurbanların kendi hayatları çoğu zaman gölgede kalıyor; oysa her biri sıradan bir yaz gecesinde birlikte vakit geçiren insanlardı.