Arka plan
Bilecik'in Osmaneli ilçesi, yaklaşık üç yıl boyunca birbiriyle ilişkisi başta anlaşılamayan üç ölümle gündeme geldi. Ölenler 1 Kasım 2006, 13 Mart 2008 ve 30 Mayıs 2009 tarihlerinde silahla öldürülen üç erkekti: bir televizyon tamircisi, bir büfe sahibi ve bir pazarcı. Her olay ayrı bir dosya olarak ele alındı; aralarındaki bağ ancak yıllar sonra kurulabildi.
Küçük bir ilçede yaşanan bu olaylar, yerel halkta ciddi bir güvensizlik duygusu yarattı. Aileler yıllarca yanıt bekledi.
Kurbanlar 38, 47 ve 50 yaşlarındaydı. İlk olay Osmaneli–İznik yolunun kenarında, diğerleri ilçede yaşandı. Üç olayın aynı bölgede ve aynı silahla gerçekleşmesi, polis için ancak balistik karşılaştırmalar yapıldığında anlam kazandı; o zamana kadar ailelerin her biri kendi kaybıyla baş başa kalmıştı.
Ocak 2010'daki gözaltı, kamuoyuna yansıdığı sırada ilçede yıllardır süren bir endişenin ilk somut yanıtı olarak karşılandı. Kurbanların aileleri açısından asıl önemli olan, yaşananların hukuk önünde açıklığa kavuşmasıydı.
Olay ve soruşturma
Soruşturmayı değiştiren, ikinci ve üçüncü olaylarda kullanılan silahın aynı olduğunun anlaşılması oldu. Polis, ilk olayla da bağlantı kurdu ve olayların tek bir kişi tarafından işlenmiş olabileceği sonucuna vardı. Bunun üzerine özel bir ekip kuruldu; ekip ilçede yaklaşık iki yüz kişiyle görüştü.
Ocak 2010'da İzmir'den gelen bir araç takip edildi ve Osmaneli girişinde durduruldu. Araçta bulunan, 40'lı yaşların sonundaki bir fabrika işçisi, üzerinde olay silahı olduğu belirtilen bir tabancayla yakalandı. Aynı operasyonda bir kadın da gözaltına alındı. Basına yansıyan ifadelerine göre şüpheli, üç kişiyi de bu kadın hakkında söylenti çıkardıkları ve onu kötüledikleri düşüncesiyle öldürdüğünü söyledi; kadın hakkında ise cinayetleri bilip bildirmemek suçlaması yöneltildi.
Bu bilgiler şüphelinin gözaltındaki ifadesine dayanmaktadır ve mahkeme kararıyla doğrulanmış olgular olarak değerlendirilmemelidir.
Yargı süreci ve bugün
Şüpheli hakkında kasten öldürme suçlamasıyla tutuklama kararı verildi. Davanın sonucuna ilişkin güvenilir bir kayıt bulamadığımız için burada hüküm bilgisi paylaşılmamaktadır. Vaka, aynı silahın balistik olarak eşleştirilmesi sayesinde bağlantısı kurulan, Türkiye'de ilçe ölçeğinde seri cinayet örneklerinden biri olarak hatırlanır.
Kurbanlar, adlarından çok yaşamlarıyla anılmalıdır: hepsi bu ilçenin sıradan esnaf ve çalışanlarıydı ve geride aileler bıraktı.
Şüpheli ve kadın hakkında yürütülen işlemler, basına yansıyan bilgilerle sınırlıdır; bu nedenle yazıda yalnızca doğrulanabilen olgulara yer verilmiştir. Vaka, ilçenin üç yıllık belirsizlik döneminin yerel hafızadaki izi olarak hatırlanır.