Arka plan
Anneliese Michel, 21 Eylül 1952'de Bavyera'nın Leiblfing kasabasında, dindar bir Katolik ailede dünyaya geldi. Gençliğinde temporal lob epilepsisi tanısı aldı ve daha sonra depresyon tedavisi gördü. Yıllarca ilaç kullanmasına rağmen belirtileri düzelmedi.
Aile ve çevresindeki bazı kişiler, yaşadığı sorunları dinî açıdan yorumlamaya başladı.
Olay
Eylül 1975'te Piskopos Josef Stangl, Salvatorian rahip Arnold Renz'in Roma Ritüeli kapsamında bir şeytan çıkarma ayini yürütmesine izin verdi. İlk seans 24 Eylül 1975'te yapıldı; yerel rahip Ernst Alt de süreci desteklemişti. Yaklaşık on ay boyunca 67 kadar seans yapıldı. Bu sırada ailesi doktora başvurmayı bıraktı.
Anneliese Michel 1 Temmuz 1976'da Klingenberg am Main'deki evinde 23 yaşında öldü. Otopsi, yetersiz beslenme ve su kaybına işaret etti.
Michel ailesi ve çevresindeki rahipler, yaşananları nasıl yorumladıkları konusunda farklı noktalardaydı. Mahkeme sürecinde Kilise'nin rolü de gündeme geldi; Michel'in ölümünden sonra yapılan tartışmalar, Almanya'da inanç ile tıbbi bakım arasındaki sınırı ve bu sınırın yasal sorumluluğunu yeniden gündeme getirdi. Michel, bugün de Klingenberg'deki mezarında ziyaret edilen bir kişidir.
Michel ailesi ve çevresindeki rahipler, yaşananları nasıl yorumladıkları konusunda farklı noktalardaydı. Mahkeme sürecinde Kilise'nin rolü de gündeme geldi; Michel'in ölümünden sonra yapılan tartışmalar, Almanya'da inanç ile tıbbi bakım arasındaki sınırı ve bu sınırın yasal sorumluluğunu yeniden gündeme getirdi. Michel, bugün de Klingenberg'deki mezarında ziyaret edilen bir kişidir.
Soruşturma ve yargı süreci
Anne ve baba Josef ile Anna Michel ile rahipler Alt ve Renz, taksirle öldürme suçlamasıyla yargılandı. Dava 30 Mart 1978'de başladı. Doktorlar tanıklıklarında Michel'in ruhsal veya dinî bir 'sahiplenme' yaşamadığını belirtti; savunma ise seans kayıtlarını dinletip dinî özgürlüğü gerekçe gösterdi.
Nisan 1978'de dört sanık da taksirle ölüme neden olmaktan mahkûm edildi ve hepsine ertelenmiş hapis cezası verildi.
Bugün
Olay, Almanya'da kilisenin tutumu ve tıbbi bakımın reddedilmesi konusunda uzun süreli tartışmalara yol açtı. Hikâye, 'The Exorcism of Emily Rose' (2005), 'Requiem' (2006) ve belgesel nitelikli yapımlara ilham verdi. Bu uyarlamalar gerçek olayın yalnızca yorumlarıdır; asıl mesele, tedavi edilebilir bir sağlık sorunuyla yaşayan genç bir kadının yeterli tıbbi yardımı alamamasıdır.
Anneliese'in ailesi ve arkadaşları onu sevgi dolu, dindar ve çalışkan bir genç olarak tanımlıyordu. Üniversitede öğretmenlik eğitimi almaya başlamıştı. Bu yönü, olayın çoğu zaman sansasyonel anlatımlarda göz ardı edilen insani tarafını hatırlatır. Bu yüzden vaka, hem inanç özgürlüğü hem de bir bireyin tıbbi bakım hakkı açısından hâlâ örnek gösteriliyor.