Arka plan
Aydın'ın Söke ilçesinde yaşayan bir kadın, 2 Aralık 2012'de kayboldu. Yakınları o dönem kadından haber alamadı; ancak resmî kayıp başvurusu yıllar sonra, 31 Ekim 2017'de kadının oğlu tarafından yapıldı. Başvurunun ardından kadın resmen kayıp olarak aranmaya başlandı, fakat hayatta olduğuna dair herhangi bir iz bulunamadı.
Kadının kaybolduğu gün, Milas ile Söke arasındaki kara yolunun kenarında kimliği belirlenemeyen bir kadın cesedi bulunmuştu. Yıllar boyunca bu iki dosya arasında bağlantı kurulamadı ve ceset kimliksiz olarak kayıtlarda kaldı.
Kayıp başvurusunun geç yapılması, ilk yıllarda aramanın başlamamasına yol açtı.
Soruşturma
Söke Cumhuriyet Başsavcılığı, kadının hayatta olduğuna dair bir veri bulamayınca cinayet ihtimali üzerinde yoğunlaştı ve çevre illerdeki kimliği belirsiz ceset kayıtlarını yeniden inceledi. Haziran 2026'da İzmir Adli Tıp Kurumu'ndan karşılaştırma yapması istendi. Kurumun 14 Ağustos 2026 tarihli raporu, kadının annesi ve oğlundan alınan kan örnekleriyle yapılan DNA karşılaştırmasında, 2012'de bulunan cesedin kayıp kadına ait olduğunu ortaya koydu.
Soruşturma kapsamında kadının eşi şüpheli olarak ele alındı. Haberlere göre bu kişi, kadının kaybolmasından sonra bölgeden ayrılmış, yaklaşık 14 yıl başka illerde yaşamış ve kayıp başvurusunda bulunmamıştı. Telefon ve araç hareketlerine ilişkin teknik incelemeler, şüphelinin olay tarihinde cesedin bulunduğu bölgede olduğuna işaret etti. Şüpheli 11 Haziran 2026'da gözaltına alındı ve ertesi gün cinayet şüphesiyle tutuklandı.
Kimliği belirsiz cesetlerin DNA profilleri çoğu zaman ulusal kayıtlarda saklanır; kayıp yakınlarından alınan kan örnekleriyle karşılaştırma ise ancak bir başvuru yapıldıktan sonra mümkün olur. Bu dosyada da asıl dönüm noktası, yıllar sonra yapılan kayıp başvurusu ve ardından başlatılan sistematik karşılaştırma olmuştur.
Şüpheli hakkındaki bu bilgiler iddia niteliğindedir ve yargılamada değerlendirilecektir.
Bugün
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturma sürüyor ve şüpheli hakkında henüz mahkûmiyet kararı bulunmuyor; masumiyet karinesi geçerlidir. İddianame ve yargılama sürecine ilişkin gelişmeler resmî açıklamalarla takip edilmelidir.
Dosya, kimliği belirsiz cesetlerin kayıtlarının kayıp şahıs dosyalarıyla DNA yoluyla yeniden karşılaştırılmasının, aradan yıllar geçse bile sonuç verebildiğini gösteriyor. Bu metin, kaybolan kadının ve ailesinin anısına saygıyla hazırlanmıştır.
Kayıp yakınları için bu tür dosyalar uzun bir belirsizlik dönemi anlamına gelir. Kesinleşen kimlik tespiti, ailenin yas sürecinin ve adli sürecin başlayabilmesi için ilk adım olmuştur. Dosyanın aydınlanması, kayıp başvurularının geç yapılması durumunda bile eski kayıtların taranmasının değerini ortaya koymaktadır.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında ortaya çıkacak bilgiler, mahkemede değerlendirilecektir.
Aile için en önemli sonuç, yıllar sonra da olsa kesin bir yanıta ulaşılması oldu.