Arka plan
Meksika'nın Guerrero eyaletindeki Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Kırsal Öğretmen Okulu, yoksul kırsal kesimden gelen gençlerin öğretmenlik eğitimi aldığı, uzun bir protesto geleneği olan bir kurumdur. Öğrenciler, Mexico City'deki Tlatelolco anma yürüyüşüne katılmak için araç bulmaya çalışırken Iguala kentine geldi.
Olay
26 Eylül 2014 gecesi Iguala polisi, otobüslere el koyan öğrencileri durdurdu. Saldırılarda altı kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Önce 57 öğrencinin kayıp olduğu bildirildi; bir kısmı sonradan bulundu ve 43 öğrenci kayıp olarak kaldı.
Meksika'da bu olay, zorla kaybetmelerin ve devlet görevlilerinin suç örgütleriyle ilişkisinin simgesi hâline geldi.
Olaydan sonra Meksika genelinde yüz binlerce kişi öğrenciler için yürüdü ve 'Hepimiz Ayotzinapa'yız' sloganı kullanıldı. Uluslararası kuruluşlar ve Birleşmiş Milletler, ailelerle birlikte soruşturmanın bağımsız biçimde sürdürülmesini talep etti. Olay, Meksika'da zorla kaybetmelerin ve cezasızlığın en çok bilinen simgelerinden biri hâline geldi.
Olaydan sonra Meksika genelinde çok sayıda kişi öğrenciler için yürüdü ve bu yürüyüşlerde Ayotzinapa'nın adı ülkenin her yerinde anıldı. Uluslararası kuruluşlar ve Birleşmiş Milletler, ailelerle birlikte soruşturmanın bağımsız biçimde sürdürülmesini talep etti. Olay, Meksika'da zorla kaybetmelerin ve cezasızlığın en çok bilinen simgelerinden biri hâline geldi.
Soruşturma ve yargı süreci
Eylül 2014'te 22 Iguala polisi gözaltına alındı. Kasım 2014'te dönemin başsavcısı Jesús Murillo Karam 'tarihî gerçek' adıyla bilinen açıklamayı yaptı: Belediye polisinin öğrencileri Guerreros Unidos adlı suç örgütüne teslim ettiği, örgütün onları öldürüp Cocula çöplüğünde yaktığı ileri sürüldü. Uluslararası uzmanlar (GIEI), 2015'te bu anlatımın çöplükte yakma iddiası konusunda bilimsel olarak mümkün olmadığı sonucuna vardı.
Kalıntılardan yalnızca üç öğrencinin kimliği saptandı: Alexander Mora Venancio (2014), Jhosivani Guerrero de la Cruz (2015) ve Christian Alfonso Rodríguez Telumbre (2020). Belediye başkanı José Luis Abarca ve eşi Kasım 2014'te tutuklandı. 2022'de gerçeği araştırma komisyonu olayı bir 'devlet suçu' olarak niteledi; aynı yıl Murillo Karam tutuklandı.
Bugün
Kayıp 40 öğrencinin akıbeti belirsizliğini koruyor. Aileler yıllardır her ayın 26'sında eylem yapmayı sürdürüyor. Askerî arşivlere erişim konusundaki tartışmalar ve davadaki bazı tutuklama kararlarının geri çekilmesi, sürecin hâlâ tamamlanmadığını gösteriyor.
Aileler, kayıp öğrencilerin fotoğraflarını taşıyarak her ay Mexico City'de yürüyor ve devlet kurumlarından açıklama istiyor. Öğrencilerin çoğu, ailelerine yoksulluktan çıkış umudu olarak eğitim görmeye gitmiş genç insanlardı. Bu nedenle olay, yalnızca bir suç dosyası değil, ülkenin adalet arayışının bir parçası olarak görülüyor. Her yıl eylül ayında düzenlenen anmalarda öğrencilerin adları tek tek okunuyor.