Arka plan
Olof Palme, 1969'dan 1976'ya ve 1982'den ölümüne kadar İsveç başbakanlığı yapmış Sosyal Demokrat bir siyasetçiydi. Uluslararası alanda silahsızlanma, Vietnam Savaşı eleştirisi ve Güney Afrika'daki apartheid rejimine karşı tutumuyla tanınıyordu. İsveç'te bir başbakanın korumasız sokakta dolaşabilmesi alışılmış bir durumdu.
Olay
28 Şubat 1986 gecesi Palme, eşi Lisbeth ile birlikte Stockholm'de bir sinemadan yürüyerek eve dönüyordu; yanlarında koruma görevlisi yoktu. Saat 23.21 sularında Sveavägen ile Tunnelgatan'ın köşesinde ateş edildi. Palme olay yerinde ağır yaralandı ve 1 Mart'ın ilk saatlerinde Sabbatsberg Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Lisbeth Palme'nin sırtında hafif bir sıyrık oluştu. Saldırgan Tunnelgatan boyunca doğuya doğru kaçtı.
Olay, İsveç'te büyük bir şok yarattı ve ülkenin modern tarihinin en travmatik anlarından biri olarak anılmaya başladı.
Palme'nin ölümünden sonra İsveç polisi ilk haftalarda geniş çaplı aramalar yaptı ve kamuoyundan binlerce ihbar aldı. Soruşturma yıllar içinde farklı teorilere yöneldi: Kürt grupları, güvenlik servisleri ve yabancı devletlere ilişkin iddialar gündeme geldi, ancak bunların hiçbiri kanıtla desteklenmedi. Soruşturmanın başarısızlığı, İsveç'te polis teşkilatına yönelik ciddi bir güven tartışmasını da beraberinde getirdi. Olay yerindeki anma alanı, bugün de ziyaretçiler tarafından çiçeklerle anılmaya devam ediyor.
Palme'nin ölümünden sonra İsveç polisi ilk haftalarda geniş çaplı aramalar yaptı ve kamuoyundan binlerce ihbar aldı. Soruşturma yıllar içinde farklı teorilere yöneldi: Kürt grupları, güvenlik servisleri ve yabancı devletlere ilişkin iddialar gündeme geldi, ancak bunların hiçbiri kanıtla desteklenmedi. Soruşturmanın başarısızlığı, İsveç'te polis teşkilatına yönelik ciddi bir güven tartışmasını da beraberinde getirdi. Olay yerindeki anma alanı, bugün de ziyaretçiler tarafından çiçeklerle anılmaya devam ediyor.
Soruşturma ve yargı süreci
Soruşturma, İsveç tarihinin en kapsamlısı oldu: yaklaşık yedi yüz bin sayfa belge birikti ve maliyet yüz milyonlarca kronu buldu. Silah hiçbir zaman kesin biçimde bulunamadı; elde kalan tek adli kanıt, iki adet .357 Magnum mermisiydi.
Sabıkalı Christer Pettersson, Lisbeth Palme'nin sıralı teşhisinde gösterdiği kişi olarak yargılandı. İlk derece mahkemesi 1989'da onu mahkûm etti ancak Svea Temyiz Mahkemesi aynı yıl beraat kararı verdi; gerekçelerde silah ve saik eksikliği ile teşhis sürecindeki hatalar vurgulandı. Pettersson 2004'te hukuken suçsuz biçimde öldü.
Haziran 2020'de baş savcı Krister Petersson, soruşturmanın kapatıldığını açıkladı ve 2000'de ölen Stig Engström'ün en olası şüpheli olduğunu söyledi. Ölmüş bir kişi yargılanamayacağı için dava kapandı. Karar doğrudan bir kanıta dayanmadığı için ciddi eleştiriler aldı.
Bugün
Silah ve saik hâlâ belirsiz. Aralık 2025'te yetkililer, Engström'ün artık ana şüpheli sayılmadığını ancak soruşturmanın kapalı kalacağını açıkladı. Palme cinayeti, Avrupa'nın çözülememiş en ünlü siyasi cinayetlerinden biri olarak kalıyor ve İsveçliler için hâlâ bir yara.
Palme'nin kişiliği ve siyasi çizgisi, ölümünden sonra da İsveç'te farklı biçimlerde tartışıldı. Yine de ülkede geniş kesimlerin kabul ettiği nokta şuydu: bir başbakanın sokakta vurulması, İsveç toplumunun güvenlik algısını kalıcı biçimde değiştirdi. Cinayetin yıl dönümlerinde Stockholm'de anma törenleri düzenleniyor.