Arka plan
Marcel Petiot, Fransa'da doktor olarak çalışan ve Paris'te muayenehane işleten bir kişiydi. Alman işgali sırasında, 1941'de Paris'in Arc de Triomphe yakınlarındaki Rue Le Sueur 21 numaralı evi satın aldı.
İşgal döneminde Almanlardan ve Vichy yönetiminden kaçmak isteyen insanlar için bir kaçış ağı kurduğunu iddia etti.
Olay
Petiot, 'Dr. Eugène' takma adıyla Arjantin veya Güney Amerika'ya Portekiz üzerinden bir yol bulunduğunu söylüyor ve kişi başı 25.000 frank istiyordu. Üç yardımcısı kişileri ona yönlendiriyordu. Yolculuktan önce 'aşı' olmaları gerektiğini söyleyerek insanları evine çağırıyor, ardından eşyalarını ve değerli varlıklarını alıyordu. Kurbanlar arasında Yahudiler, direniş üyeleri ve sıradan suçlular vardı.
11 Mart 1944'te komşuların kötü koku ve bacadan çıkan yoğun dumanı bildirmesi üzerine itfaiye eve girdi ve bodrumda insan kalıntıları buldu.
Petiot, soruşturmada kendisini direniş hareketine hizmet eden biri olarak sunmaya çalıştı. Savunması, kurbanların Alman ve işbirlikçi olduğu iddiasına dayanıyordu; ancak mahkeme bunu kabul etmedi. Davada yüzlerce eşya, bavul ve kıyafet delil olarak gösterildi. Olay Fransa'da, işgal altında yaşayan insanların çaresizliğini kullanan en bilinen suçlardan biri olarak anılır.
Petiot, soruşturmada kendisini direniş hareketine hizmet eden biri olarak sunmaya çalıştı. Savunması, kurbanların Alman ve işbirlikçi olduğu iddiasına dayanıyordu; ancak mahkeme bunu kabul etmedi. Davada yüzlerce eşya, bavul ve kıyafet delil olarak gösterildi. Olay Fransa'da, işgal altında yaşayan insanların çaresizliğini kullanan en bilinen suçlardan biri olarak anılır.
Soruşturma ve yargı süreci
Petiot olayın ardından saklandı ve 'Henri Valéry' adıyla Fransız İç Kuvvetleri'nde kaptan olarak görev yaptı. 31 Ekim 1944'te Paris metrosunda tanındı ve tutuklandı.
Dava 19 Mart 1946'da başladı. Savcılık en az 27 cinayetle suçladı; Petiot yalnızca düşman olarak gördüğü kişileri öldürdüğünü savundu. Mahkeme onu 26 cinayetten suçlu buldu ve ölüm cezasına çarptırdı. Petiot 25 Mayıs 1946'da giyotinle idam edildi.
Bugün
Gerçek kurban sayısı hiçbir zaman kesin olarak saptanamadı; tahminler mahkûm olunan 26'nın çok üzerine uzanıyor. Olay, işgal döneminin umutsuzluğundan yararlanan bir suçun örneği olarak Fransa'da hâlâ anılıyor. Hayatını kaybedenlerin birçoğu, güvenli bir yere ulaşabilmek için yola çıkmış insanlardı.
Olayın soruşturulması sırasında Paris polisi, bodrumdaki kalıntılar ve evde bulunan çok sayıda kişisel eşya sayesinde kurbanların bir kısmının kimliğini saptayabildi. Ancak birçok ailenin yakınlarının akıbetine dair kesin bilgiye ulaşması mümkün olmadı. Bu belirsizlik, olayın bugün de anılmasına neden olan unsurlardan biridir. Bu nedenle Petiot davası, Fransa'da işgal yıllarının karanlık yüzünü gösteren bir belge olarak da okunuyor.